Usta Gazeteci Coşkun Yaman CHP İl örgütünü ele aldı. Yaman’ın www.ajans10.com da yayınlanan yazısı şöyle;
CHP’nin merkez ilçe kongresine “ihanet” suçlamaları damgasını vurdu. 29 Mart seçimlerinde hezimete uğrayanlar ne yazık ki yine yönetime adaydı.
Üstelik seçimlerle yenemedikleri ama görevden almalarla bezdirdikleri muhalifler de bir kenara çekilmişti.
CHP Merkez İlçe Başkanı Ömür Boyuer, çalışma raporunu sunarken, seçimle röncesi hâlâ basına kahvaltılı basın toplantısı vermekle, belediye başkan adayı Nedret Can’ı 5 kez Karesi TV’ye çıkarmakla övünüyordu.
Seçimdeki yenilgiyi ise es geçiyordu. Zaten seçim yenilgisinin sorumlusu da Boyuer ve ekibi değil, partiye ihanet edenlerdi(!).
Merkez İlçe Başkanı Ömür Boyuer ve İl Başkanı İrfan Barış’a göre, CHP’liler MHP’ye oy ve destek vererek, partiye ihanet etmişti.
Barış, siyasette kıskançlığı, öç almayı anlayışla karşılayabileceğini söylüyordu ama ihanet affedilemezdi. İyi de acaba partiye gerçekten ihanet edenler kimdi?
İyi bir yönetim oluşturamayan, partideki herkesi dışlayan, belediye başkan adayı bulamayan, adayı seçimlere günler kala açıklayan, belediye meclisi listesini CHP’li bile olduğu tartışmalı müteahhitlerle, hısım akraba ile dolduranlar, il genel meclisindeki başarılı isimleri bir kenara atıp kafalarına göre liste yapanların acaba hiç mi günahı yoktu?
Merkezden il genel meclisine bir tek üye bile sokamayan, belediye seçimlerinde büyük oy kaybı yaşatanlar acaba kimlerdi?
Eski milletvekili Orhan Sür’ün dediği gibi belediye seçimlerinde CHP’nin 20- 25 bin oyu MHP’ye gitti.
CHP ise sadece 19 bin oy alabildi.
Bunun sorumlusu partililer mi, partiyi yönetenler mi?
Diyelim ki partiye ihanet edenler gerçekten var? O zaman bu hainlerin isimlerini açıklayın ya da bunlarla ilgili işlem yapın..
İnsan birazcık özeleştiri yapar değil mi?
Ama nerede? Başarısızlığı muhaliflere ve hainlere(!) yükle, başarı ise senin olsun. İrfan Barış’ın merkez ilçe kongresinde Balıkesir merkezi bırakıp, Marmara’yı, Susurluk’u, Bandırma’yı, Sındırgı’yı anlatması gerçeklerden kaçış gibiydi.
Ömür Boyuer de ‘acaba biz nerede hata yaptık’ diyeceğine Güre’de bağımsız aday Kamil Saka’ya destek verilmesini eleştiriyordu.
İşin ilginç yanı kürsüye çıkan herkes birlik ve beraberlikten, birbirini sevmekten söz ediyordu. Prof.Dr. Yılmaz Özbay’ın da vurguladığı gibi, muhalefeti ortadan kaldırırsanız, onların fikirlerini söylemelerine bile tahammül edemezseniz nasıl birlik olacaksınız.
Siz kendinizi sevdirecek işler yerine, ayrımcılık yaparsanız, hep “benim adamım olsun” derseniz sizi kim sevebilir?
Partilileri ihanetle suçlarken, birlik ve beraberliği nasıl sağlayacaksınız?
DELEGELER NAYLON MU TAPON MU?
20 yıldır gazetecilik yapıyorum. CHP’yi de yıllardır izliyorum. Partililerin çoğu ile tanışıyorum. Delegelerin büyük bölümünü ilk kez gördüm.
Bunun açıklaması ise “naylon” ya da “tapon” denilen delegelerdi.
Ünlü 12’nci madde ile CHP’ye oy bile vermemiş bir çok kişinin üye ve delege yapıldığı iddia ediliyordu.
Parti yönetimi tabii ki bu iddiayı reddediyordu ama partinin Balıkesir’deki kurucu başkanı, eski milletvekili Orhan Sür, eski milletvekili Önder Kırlı hatta son seçimdeki belediye başkan adayı Nedret Can ile partiye yıllarca emek veren, katkıda bulunan bir çok kişi delege bile değildi.
Kırlı hastaymış, Can İzmir’deymiş.. Orhan Sür’ün kabahati ise çok büyük. Çünkü son kongrede değişimci grubu desteklemiş.
Allah’tan 2004’de 37 bin oy alıp, CHP’ye oy patlaması yaşatan Naim Durmaz’ı delege yapmışlar. Durmaz seçim zamanı İstanbul’da olmasına karşın delege seçilmiş.. (Demek ki Kırlı’nın hasta, Can’ın İzmir’de olması delegeliğe engel değilmiş)
Kongrede 384 delegeden 282’si oy kullandı. Ömür Boyuer 147, Feyzullah Özkan 135 oy aldı. 100 delegenin hiç gelmemesi ya da oy verme işlemi geciktiği için çekip gitmesi de “naylon delege” iddiasını doğrular nitelikteydi.
Partiye bağlılığı ile tanınan CHP delegesi bu kadar duyarsız ya da lakayt davranabilir miydi? Sonuçta Ömür Boyuer kendi belirlediği delegelerle bile seçimi zor kazandı.
Tüm delegeler oy kullansaydı belki de kaybedecekti.
CİN CİN ÇIKACAK, CİN ÇIKACAK!
Başkan adayı Feyzullah Özkan, Boyuer’in çalışma raporunu eleştirirken, yönetimi “beceriksizlik ve amatörlükle” suçladı.
Seçimdeki beceriksizlikler kongrede de vardı. Örneğin “sabah 10.00’da kongre var” diye çağırdıkları delegeler aç kaldı. Seçimlere geçildiğinde ise yeni bir komedi yaşandı.
Yönetim kongrede gizli oy kullanılmasını sağlayacak paravan bile getirmemişti.
Seçim Kurulu görevlileri, karton kutulardan seçim kabinleri oluşturdu. Karton kutulardaki De Facto markası “cin cin çıkacak, cin çıkacak” esprilerini getirdi..
Anketlerde tüm yanlışlarına karşın AKP hala birinci parti çıkıyor. Vatandaş, “alternatif yok” dediğinde kızıyoruz ama bu kongre CHP’nin en azından Balıkesir’de iktidar alternatifi olamayacağını gösterdi.
Muhaliflerin devre dışı bırakıldığı partide hala ayak oyunlarının sürmesi, cadı kazanının kaynaması dikkat çekiyor. Genel merkezin artık bu yanlışa “bir dur” demesi, partinin kendine çeki düzen vermesi gerekiyor. |